Çatalağaç köyü çok eski ve tarihi bir köydür. İlk yerleşim merkezinin güney denilen yer ile özellikle orta mahallenin orta kesimleri olduğu tahmin edilmektedir. Güney kısmının eskiden düz olması, Tirebolu - Gümüşhane yoluna yakın olması, akarsularının ve meralarının bol olması yerleşim için sanırız yeterince gerekçe oluşturuyor. Bilinen tarihte; birçok uygarlıkların bu köyden gelip geçtiği ve daha sonra ise Pontuslulara kaldığı bilinmektedir. Ortamahallede topraktan çıkan eşyalarda birçok medeniyete ait izler görülmektedir. Elde ettiğimiz bilgilere göre çepni öncesi; en son Rumların yaşadığını biliyoruz. Ancak bu köyde büyük bir Rum nüfusu olmadığını, çevrede daha çok ticaretle veya madenlerle ilgilenen küçük bir grup olduğunu söyleyebiliriz. Çepnilerin gelmesiyle birlikte tedrici olarak 11 ve 12 yüzyıllardan sonra Çepni-Türkmen yurdu haline gelmiştir.
Öncelikle belirtelim ki Çatalağaç köyü ağırlıklı olarak bir Çepni köyü, bir Çepni yerleşkesidir. Elbette Anadolu’nun her yerinde görülebileceği gibi diğer Türk boylarından da aileler (örneğin: Boz Ulus) mevcuttur. Kuruluşla ilgili elimizde bulunan şimdilik en önemli kaynak; merhum Hacı Mehmet Güvendi’nin Taşlıca’daki Güvenç Abdal dergahına dayanarak verdiği bilgidir. Buna göre: Şıh Davut, Şıh Pir Ali ve Şıh Piri’nin bu köyü bugünkü orta mahalle merkezli olarak sürekli bir kışlak haline getirdiğidir. Yine aynı kaynağa göre orta mahallenin güneyinde sel felaketi olması sonucu Şıh Davut ve Pir Ali ailelerinin Derindere’yi ormandan açarak yerleşmesidir. Fırışlık (Piri Şıh olmalı) ve Sonakıranı yerleşimininde yine sel felaketi sonrası olduğu muhtemeldir. Sözlü tarih olarak elde ettiğimiz bilgilere göre Şıh Piri orta mahalleden Fırışlık’a giden yoldan ağaçlara ağartma vurarak buradan yukarısının kendisine ait olduğunu söylemiştir. Merhum Hacı Mehmet Güvendi’ye göre orta mahalle Piri Şıh’ın adına izafeten Şadı adını almıştır. (Derindereliler Şadı derken orta mahalleyi kastederler.) Bu noktada Piri Şıh’ın Şadılı aşiretinden olma ihtimali yüksek görünmektedir. Bu fikri değerli tarihçi Hüseyin Avni Alpaslan beyden de teyid edebiliyoruz. Prof. Alemdar YALÇIN’a göre Şadılılar Boz Ulus boyunun bir alt koludur. Bu düşünce köydeki aile adlarından da teyid edilebiliyor. Derindere’ye yurt tutmaya giden Şıh Davut’un ve Pir Ali’nin aileleri olduğuna göre anlıyoruzki Şıh Piri sel felaketinden fazla etkilenmemiştir. Çünkü Derindere’ye gitme ihtiyacı hissetmemiştir. Derindere’yi yurt tutan Şıh Davut ve Pir Ali aileleridir. Pir Ali bugünkü mahalle olan bölgeyi, (Mezarının kurban tepesinde olduğu söylenmektedir.) Şıh Davut ise bu günkü çayır diye adlandırılan bölgeyi (Mezarı halen ordadır.) ormandan açarak yurt edinmişlerdir. Fakat yine de Ortamahalledeki selden etkilenmeyen arazilerini bırakmamışlardır. Çepnilerin yaylalardan Harşıt vadisine inerek kışlak tuttukları ilk yerleşim birimlerinden biridir Çatalağaç köyü. Değerli araştırmacı Prof. Faruk Sümer’e göre Çepnilerin kışlakları Doğankent ile Kürtün arasıdır. Çepniler, buradan sahil istikametine doğru gerek doğu yönde gerekse batı yönünde tedrici olarak dağılmışlardır. Doğankent-Kürtün arasını gerek coğrafi olarak gerekse ekonomik olarak incelediğimizde ise yerleşime en uygun köylerin Çatalağaç ve Taşlıca köyleri olduğunu görüyoruz. Bunun anlamı ise şudur: Çatalağaç köyünün en az 800 yıllık bir Türkmen tarihi olmalıdır. Çünkü Taşlıca’nın tarihi en az Güvenç Abdal’ın yaşadığı dönem olan 1240 yıllarına uzanmaktadır. Taşlıca ile Çatalağaç komşu olduğu gibi eski yaylakları da iç içedir, hatta Aralıcak yaylasının ortak olduğu söylenir. Dahası Güvendi yaylası civarında halen obası bulunan uzak (örneğin: Görele yöresi) köyleride gözardı etmemek gerekir. Burada asıl altı çizilmesi gereken konu ise şudur: Çatalağaç köyünün tarihi Kavraz, Güvendi, Pinti, Abadan, Mansur, Asarkaya v.b yaylalarla birlikte ele alınmalıdır. Umarız gelecekte bu tarih daha profesyonelce incelenir. Bu konuda yine sözlü tarihle elde ettiğimiz bilgiye göre; sel felaketi sonrası Pir Ali Konak Kıranı’ndan Derindere’ye bakar ve çobanlarını keşif amacıyla buraya gönderir. Bu kişiler keşif sonucu burayı kendilerine yurt tutmaya karar verirler ve dönüşte Pir Ali ye buradan birşey olmayacağını, buranın taşlık ve yılanlarla dolu olduğunu söylerler. Bir zaman sonra Pir Ali’den ayrılarak gizlice Derindere’ye gelip açma yapmaya başlarlar. Pir Ali bunu kısa surede öğrenir ve Derindere’ye giderek çobanları buradan uzaklaştırır ve yukarıda da değindiğimiz iki aile Derindere’de yerleşimi başlatırlar. Nüfusun artması ile birlikte zamanla Derindere’de yaklaşık olarak 8 veya 9 adet mahalle kurulmuştur. Ortamahallede ise yine Dağkoldan Kabaklı Kıranı’na kadar oradan Güney Mevkii’ne kadar yerleşim yeri olmuştur. Görünen en az 3 veya 4 mahalle vardır. Yine Cami Mahallesi’nde de Deregözü’ne kadar yerleşim yeri haline gelmiştir. Bu bölgenin de 3 veya 4 mahalle olduğu tahmin edilmektedir. Yukarıda saydığımız 3 aileden sonra yine aynı boylardan olan bazı aileler de çevreden gelerek köye yerleşmişlerdir. Böylece, Şadı köyü Delmece Kıranı’ndan Kıran Yatağ’a, Harşıt Çayı’ndan Keltaş’a kadar, tahmini olarak en az 10 mahalle olarak (bu günkü sınırlar içinde) seyrine devam etmiştir. Yine anlatılanlara ve yerleşime bakılırsa; nüfusu kalabalık, zengin, kültürlü ve şanlı bir köy haline gelmiştir. Nevar ki Osmanlının son dönemindeki yoğun savaşlar özellikle 93 harbi nüfusun azalmasına ve büyük yoksulluğa sebep olmuştur. İşte bu dönem Batı Karadeniz’e ve bilmediğimiz başka yerlere göçü beraberinde getirmiştir. Daha sonra ise 1. Dünya Savaşı’ndaki işgal, yoksulluk ve hastalıkları beraberinde getirmiş ve nüfus yok denecek kadar azalmıştır. Öyleki 1. Dünya Savaşı öncesi 1500 olan köy, nüfusu savaştan sonra yalnızca 100 kişiye düşmüştür. Aynı şekilde yaylakları bol olan köy nüfusun azalmasıyla birlikte bu yaylaları elinde tutamamıştır.
Köyün öteden beri çok bilgin olması ve çevreye itibar salmış olması, yani
popüler bir köy olması ise köyün 3 Şıh tarafından kurulmuş olmasından
olsa gerek. Çevre köyler olan Doymuş, Kanyaş v.b köylerinde de
Çatalağaç köyündeki ailelerin akrabaları olması, bu köylerin de aynı
soydan olduğunu göstermektedir. Bu durumu Sn. Hacı Mehmet Güvendi’den de
teyit edebiliyoruz. Bugün köyde Şıh Davut’un torunları Güvendi
soyadıyla, Şıh Pir Ali’nin torunları ise Pir soyadıyla yaşamlarını
sürdürmektedirler. Altını çizmemiz gereken diğer bir konuda şudur:
Yüzyıllardır köyde iç içe yaşayan ailelerin tamamı birbiriyle akraba
olmuşlardır. |