www.catalagackoyu.com

RÖPORTAJLARIMIZ

EDİTÖR: Bu röportajımızdaki konuğumuz sevgili Muteber Güvendi. Sitemize katıldığı günden beri gerek yazılarıyla gerek olaylar karşısında gösterdiği tutumuyla Çatalağaç'ın aydın bir kadını olarak kendisini tanıdık. Kendisiyle yapacağımız röportaj ağırlıklı olarak sitemiz ve Çatalağaç üzerine olacak.

Önce biz Muteber Güvendi’yi tanımak istiyoruz. Bize Muteber Hanım’ı kısaca anlatabilir misiniz

Muteber Güvendi: 19 Mart 1950 yılında Eskişehir de dünyaya geldim. Evimiz iki katlı bahçe içinde, dere kenarındaki bir sokakta babamın el emeği ile yapılmıştı. En büyük kardeşim ablam Yıldız, ikinci ablam Günay, ağabeyim Ertuğrul, ben Muteber ve erkek kardeşim Orhan. Ailem ile hayatımın en mutlu ve huzurlu dönemi babamla birlikte Eskişehir'de geçirdiğimiz zamanlarmış.

Babam emekli olduktan sonra 1967 senesinde İstanbul üsküdara yerleştik.İlk-orta okulu Eskişehir'de bitirdim. Eskişehir Atatürk Erkek Lisesi 1. sınıftayken Üsküdar'a geldiğimizden Lise eğitimimi Üsküdar Kız Lisesi'nde tamamladım. 1970 senesinde babamı kaybettikten sonra Pendik Bakteriyoloji Enstitüsü, Dericilik Enstitüsü, İstanbul Veteriner Fakültesi'nde laboratuar teknik elemanı olarak çalışırken bir diş doktoru ile evlendim ve 10 sene sonra da boşandım.2000 senesinde de annemi kaybettim.

1980-1992 yılları arasında Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastahanesi'nde inceleme-araştırma teknik elemanıyken erken emekliliğimi istedim.1992 yılından beri Şişe Cam Fabrikaları Genel Müdürlüğünde, Uluslararası sertifikamla iş sağlığı ve iş güvenliği  “denetimcisi ve eğitimcisi” olarak hizmete devam etmekteyim. 27 yaşında kızım Süreyya İTÜ Klasik Türk sanat Müziği Konservatuvarı mezunu ve Müzik Öğretmenidir. Evli, ve 3 yaşında bir oğlumuz vardır.24 yaşında oğlum Mert ise askerliğini bitirmiş,bilgisayar teknik elemanı olarak çalışmaktadır.

Yanlış biliyorsam düzeltiniz lütfen, Çatalağaç’tan göç etmiş bir ailenin çocuğusunuz ve hiç Çatalağaç’ı görmediniz değil mi?

Evet üzülerek belirtmem gerekir ki Çatalağaç köyüme hiç gitmedim ve görmedim.

Peki bunca yıl boyunca Çatalağaç köyünü hiç merak etmediniz mi?

Elbette babamın köyünü tüm ailem ve kardeşlerim ve bende her zaman merak etmişizdir. Ancak Eskişehir'deki evimize köyden gelen bir çok akrabalarımızı hatırlıyorum. Köyümüzü ve oradaki insanları yine onlardan dinlemekle oraları başka bir heyecanla merak ederdim. O zamanlar çocuktum, gelen kişiler çok kalabalık olduklarından annem yer yataklarında ağırlıyordu akrabalarımızı. Bazen babam bile gelenleri hiç tanımıyordu. Ama sanırım hep birilerinin torunları ve kuzenleriyiz diyorlardı ve bizde köyümüzden geliyorlar diye çok seviniyorduk tabii. Özellikle babamın çocukluğunun köyünde yetim ve öksüz geçmesi nedeniyle de içimizde köyümüze karşı buruk bir özlemi her zaman yaşattık.

Sitemize ilk mesajı yazdığınız gün site sakinlerimizi büyük bir merak içinde bıraktınız. Tabi bu şaşkınlığı en çok yaşayanlardan biri ben ve Adil oldu. Harıl harıl araştırmaya, sormaya başladık. Burada şunu da merak etmiyor değilim. www.catalagackoyu.com’i tavsiye ile mi yoksa arama motorlarından mı buldunuz?

İşim gereği bilgisayarı 10 yıldır kullanmaktayım. Sanırım yaşamımın zorluklarını atlattıkça, çocuklarımın sorumluluğu azaldıkça ve en önemlisi yaşım olgunlaştıkça son 3 yıldır Çatalağacı çok merak etmeye başladım. Daha doğrusu babaannemi, atalarımı bulmak ve hiç tanımadığım o topraklara dokunmak özlemi artmaya başlayınca google'dan Güvendileri aramaya başladım ve sonunda da Çatalağaç köyümü oradan buldum. Gerisini biliyorsunuz.)

Sitemizi gezdiğinizde, neler hissettiniz.

Siteye ilk girdiğimde beynimin içinde o topraklarda geziniyorum diye düsündüm. Nüfus idaresindeki raflarda hala dimdik duran “Abdurrahman oğlu Sıtkı Güvendi'nin kızı Muteber Güvendi olarak”  kendimi o topraklara tam olarak ait olduğumu hissederek herkese  büyük bir coşkuyla "merhaba” diyerek ben “Abdurrahman oğlu Sıtkı Güvendi'nin kızıyım” demeye başladım.

Duygularımı sizlere sözlerle tarif edemem. İlk yanıtları almaya başladığımda, bana “Muteber hala” dediklerinde hep ekran başında ağlıyordum, birileri tarafından sahiplenildiğimi gördükçe sanki uzayda bilinmez bir dünya keşfediyorum sanıyordum.

Elbette sitede genelde sosyal, siyasal anlamda hele de bir bayan olarak çok farklı bir yerde bulunduğumu da fark ettim. Aslında sitede bana laf atanların, gizli sitem edenlerin Türkiye'nin değişik şehirlerinde yaşadıklarını sonradan anladım, onlar zorunlu gurbetçilermiş meğerse. Ancak siz kerdeşlerim yani sitenizde çalışan tüm akrabalarımla konuşmaya başladıktan sonra daha mutlu, daha anlaşılır hissettim kendimi.

Ancak gördüm ki köyüne yabancı olan sadece ben değilim; beni, babamı, dedemi, amcamları tanımayan ne çok insanlar var. Demek ki köylümün büyükleri de çocuklarına bizleri pek anlatmamış.

Yaptığımız araştırmalarda şunu gördük. Çatalağaç Köyü çok fazla göç vermiş köylerden biri. Gerek 93 Harbi, gerek I. Dünya Savaşı dönemlerinde köyümüzden çıkıp gidenlerin büyük bir çoğunluğu dönmemiş, çeşitli yerlerde yerleşmişlerdir. Sizin ailenizin Çatalağaç’tan göçü ile ilgili neler biliyorsunuz.

Siteniz de daha önceden de belirttiğim gibi babam 9 yaşında memleketten ayrılmış. babaannemde vefat ettikten sonra daha da kimsesiz kaldığından “göç” e karar verdiğinde çok küçücükmüş.

Düşünebiliyor musunuz? Dedem Rus savaşında yemende, babaannem de iki küçük oğluyla dul kalmış..ama birileri gelmiş, kocası yok diye, o güzel  mavi gözlü, sarı uzun saclı ve uzun boylu kadını iki çocuğuyla Harşıt'a bir adama kaçırmışlar. Bunu hem babam hem de Yakup amcam böyle anlatırdı. O bey kimse, babannem o beyden 2 erkek çocuk daha doğurmuş. Biri babamın çok sevdiği ve babama çok benzettiğimiz Ömer dayımdı. Ne hayatmış ki, babaannem babamlara yapılan eziyetlere dayanamamış ve erkenden vefat etmiş. Bir hikaye sanki., ama onlar benim ailem, benim babaannemdi. Bunun için yıllar sonra onun evine gideceğim, onu ziyaret edeceğim. Gelenek ve göreneklerin insanlara verdiği bu acıları hep birlikte anacağım.

Sevgili Öner kardeşim, herkes neden göç etti bilemem ama babam kimsesiz olduğu için, kimse babama sahip çıkmadığı için küçücük yaşında “göç”e karar verebilecek kadar büyük biriymiş.

Sitemizde akraba ve dostlarınızla tanışma imkânı buldunuz. Peki bu akrabalarla görüşme imkânınız oldu mu?

Hayır yüz yüze görüşme imkanlarımız olmadı. Ancak siz editörümüzün de bildiği gibi Sinanlarla ve sizlerle İstanbul'da ailelerimizle birlikte görüşmek için hazırlıklarımızı yapmaktayız.

Köyde yaşayıp da gurbete giden insanlarımızın köy hasreti çektiklerini biliyoruz. Ben de köyde doğdum, ilkokulu köyde okuduktan sonra gurbetle tanıştım. Yaşadığın topraklardan uzakta olmanın nasıl bir duygu olduğunu az çok biliyorum. Ama ailemin köyünü hiç görememenin nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorum. Sizce bu nasıl bir duygu.

Benim duygularımla sizlerin veya diğer gurbette olan akrabalarımın duyguları elbette farklı olacak. Ben, babamın kendi özgür iradesiyle, tek başına aldığı kararları doğrultusunda kurmuş olduğu “babama” ait  şehir hayatının içinde dünyaya geldim. Şehirde yaşadım, gelişimimi şehirli kültürü içinde tamamladım. Örf, adet, geleneklerin çok değişmiş olduğu bir ortamında büyüdüm. Ancak, aile bağları denilen ve psikolojik anlamda da sosyal anlamda da “aidiyet” duygumun etkisiyle sürekli baba tarafımı öğrenmek istedim.

Hani “aşk” için söylenmiş bir sözü vardır Sezen Aksu'un şarkılarında. ”Ben dünyaya gelmeden önce de AŞK vardı” diye. Tıpkı bu söz gibi, ben dünyaya gelmeden öncede Harşıt, Çatalağaç vardı? Birileri ben dünyaya gelmeden önce oralarda yaşayıp, birileri beni dünyaya getirmek için yaşam mücadelesi vermişti. İşte ben bu nedenle, benden önce gelenleri, zincirleme kilitlenen kücrelerimin köklerini tanımam gerekiyordu. Galiba, bu düşüncelere gelmek ve gelişmek de olgunlaşmanın bir gerçeği? Aydınlanma yolu da bu olsa gerek?

Sitemiz açıldığından bu yana yaklaşık 15-20 tane mail geldi. Harşıt deresinin çeşitli köylerinden çok eskiden göç eden insanlarımız ata topraklarını merak ettiklerini, akrabalarının olup olmadığını soruyorlar. Tabi biz elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sizce bu konuda nasıl bir yol izlenebilir?

Köyümüze uygun mevsimlerde ortak “gezi turları” düzenleyebiliriz. İstanbul vb. şehirlerde yaşayanlar periyodik aralıkla buluşup, köyün gelişimi için ciddi ve samimi olarak programlar, toplantılar düzenleyebilir ve yaşama geçirebiliriz.

Köyümüzde onarım var! gibi eylem programları hazırlayıp, köyümüzün acil ihtiyaçlarını köye giderek, tatillerde, turlar aracılığıyla bizzat gözleyebilir, tespit edebilir ve hep beraber çözüm üretebiliriz.

Ben dernek vb. kurumlardan uzakta, sadece bireylerin kendi istekleri doğrultusunda açtıkları hesapta köyümüzün küçük ihtiyaçları da olsa, toplanacak paralarla acil hal organizasyonuna benzer eksiklikleri tamamlamak amacıyla bir arada bulunmamızı tavsiye ederim.

Tema vakfı yoluyla düğün, nişan, sünnet, kutlama gibi durumlarda, köyümüze orman vb. ağaçlandırmaya geçebiliriz. Davetiye vb. her şey tema vakfı aracılığıyla yapılıp hediye yerine ağaç dikme eylemine başlayabiliriz.

Evimizdeki eşyalarımızı değiştirirken, tüm eskileri bir kamyon aracılığıyla köye götürebilir, orada onarabilir ve ihtiyacı olanlara verebilir, köylülere dağıtabiliriz veya yıllardır kullanılmayan atalarımızın evlerini onarak konuk evlerimizi kendimiz yapabiliriz. Veya konuk evlerimizi bizler dışında da turistlere kiralayabiliriz. Gelirini de vakıf vb. gibi çoğaltabiliriz. (Küçük bir düş dimi?)

Şimdi gençler “garden parti” gibi adetlerle bahçelerde nikah yapıyorlar. Bizim gençlerimiz için yayla zamanlarında memlekette nikah programları hazırlayabiliriz. Bahçeleri düzenleyebiliriz, köy adetlerine göre güzel programları modernize edebiliriz. (Böylelikle köyünü tanımayanlarda köylerini ögrenirler, bir çeşit iletişim yolu)

Benim Mayıs 2007 den bu yana gördüğüm bir şey oldu. Çatalağaç aslında her anlamda Türkiye’nin küçük bir kopyası. Siz Çatalağaç’ı uzaktan nasıl görüyorsunuz?

Çatalağaçımın kökleri derinlerde, dimdik ayakta durmaya çalışıyor. Köyden çıkan İnsanlarının hepsi şehirlerde göçte yaşarken, maalesef, babam gibi Çatalağaç köyümde öksüz ve yetim kalmış. Şehirlerde, yurt dışında  bu göçü yaşayan köylülerimizin sosyokültürel anlamda ne ölçüde gelişip değişerek köylerine ne gibi çağdaş bilimi, bilgiyi getirdiklerini çok merak ediyorum. Bu nedenle öncelikle Çatalağaç'a gelip ihmal edilmiş, edilmemiş ne varsa tüm tarihsel gerçeği orada veya göçlerde yaşayanları tanımak ve sosyokültürel anlamda “geri kalan, gelişmemiş” ne varsa nedenlerini sorgulamak ve öğrenmek istiyorum. Ben Çatalağaç'ı hiç görmemiş olsam da, oradaki bazı insanların tutum ve davranışlarını gözleyerek ekonomik koşulları iyi de olsa, şehirlerde ve yurt dışlarında da yaşasalar, teknolojinin rahatlığını ve modern insanı da tanısalar, bu insanların sosyal yaşamlarında, sosyolojik anlamda tanımlanan” köylüleşme” kültüründen uzaklaşıp, bilgili, hayatı sorgulayan, gelişen bir toplumu oluşturamadıklarını fark ettim.

Örf ve adetlerimizin, insanları bir arada tutmak ve korumak anlamındaki "düğünleri, eğlenceleri, yemekleri, vb gibi" zenginliğini korumak yerine, kadın ve erkeğin toplum içindeki eşit yaşam şekillerini hala geri düşüncelerle bastırıp, yerel adetlerin erkek egemenliğiyle kadını ve kadının gelişimini “günah-ayıp” gibi kurallara bağlayıp, engelleyici tarzlarını elbette köyümün insanlarında da gördüm.

Bazı sitelerde sözlerimin demokratik düşünceye dayalı kısımları, değişimi oluşturan, sorgulattırıcı bölümlerinin nasıl silindiğini, gözlerim şaşkın açılarak ve kızgınlıktan çıldıracak gibi kükrediğim zamanlarım oldu elbet. Dünya yaşamının, hayatı tanımlamanın, ancak değişen ve sorgulayan düşüncelerle gerçekleşeceğini insanlara öğretmeyen o egemen gücün, köylülerimin  inançlarını da ele geçirerek, “mükemmel insan”ı oluşturmamak amacıyla, sanki Büyük kitaplarda da kendi sözleri yazılmış gibi yalan ve dolanla yıllarca nasıl ezik, kendine güvenmeyen, başı öne eğik, bilgi yoksunu insanlar yarattıklarını gördüğümde şaşkın ve acı içinde hissettim kendimi.

Köyüme gelip bunların nedenlerini sorgulayıp, bu bilgisizlik mahkumiyetini bu insanlara kimlerin verdiğini sorgulamak, öğrenmek için sanırım bu olgunlaşma yaşımda inceleme ve araştırma için epey zamanım olacak.

Sitemizin, Çatalağaçlıların fikirlerini ortaya koyabileceği, tartışabileceği, gerek Çatalağaç gerekse Türkiye’nin meseleleri konusunda fikirlerini beyan edebilecekleri bir ortam olması için mücadele ediyoruz. Sizin bu anlamda sitemizden beklentileriniz nelerdir?

Sohbet odanız bu ortam için uygun bir alan. Gördüğümüz kadarıyla sizin siteniz insanların düşüncelerini burada apaçık ifade edebildiklerini göstermekte. Sizi bu konuda  eleştirseler de, bu özgürlük onlara yabancı gelse de, siz bu davranışınıza devam edin. Çünkü, her insan psikolojik ve sosyal anlamda kendini ifade etmek zorundadır. Bu zorunluluk insanın tabiatında, doğasında vardır. Dolayısıyla, birileri tarafından ezilmiş, konuşamamış insanların yanlış da olsa, burada birkaç satır yazısıyla katılımını göstermesi zaten “gelişimin çatısı" altına girdiğini gösterir. Sizin sitenizdeki özgür ifade serbestliği, o kişilerinde özgür kapanıdır artık. Sizin sayenizde burada kavgada edecek, ama doğruyu sonunda görecektir.Dolayısıyla şuan için sadece sohbet odasını geliştirin ve insanlara burada serbestçe uçmasını öğretin.

Son olarak Çatalağaçlılara ve www.catalagackoyu.com ailesine neler söylemek istersiniz.

catalagackoyu.com ailesinde yer alan tüm sevgili kardeşlerimin, yaşamları boyunca “ilk”lerinin ilk mutluluğuyla devamını diler, değişim rüzgârları esmeye başladığı zaman da ailece yelkenlerimizi açmaya devam etmemizi beklediğimi ifade ederim. Ayrıca, bu satırları okuyan gözlerin gönüllerinde yaşamak istediğimi belirtir, bu vesile ile şuan beni köyümde gibi hissettirdiğiniz, aileme ve şahsıma verdiğiniz bu değerler için de hepinize teşekkür ederim.

İçtenlik dolu bu sohbet için biz de catalagackoyu.com ailesi olarak sizin şahsınızda tüm ailenize sevgilerimizi, saygılarımızı ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Umarız ki bir daha ki görüşmemizde, Çatalağaçlılar olarak siz ve ailenizle heb bir arada oluruz.