ÇATALAĞAÇ KÖYÜ

NÜFUS YAPISI VE GÖÇ

Hazırlayan: 

Sinan GÜVENDİ  (sadi28@gmail.com)

Abdullah öner MERAL

Çatalağaç köyü tarihçe bölümünde de açıklandığı üzere çok eski ve tarihi bir köydür. Dışarıya verdiği göçü başlangıçtan bu yana düşünürsek, karşımıza tasavvur edemeyeceğimiz bir nüfus çıkar. Bunu köydeki eski yerleşim yerlerinden , 19 yüzyıldaki aile isimlerinden (ki bu ailelerin şu anda yalnızca % 15 veya 20 si köyde mukimdir) ve bilinen göçlerden rahatlıkla görebiliyoruz.

Türkler Anadolu’da uzun süre göçebe yaşadı. Kuşkusuz Çatalağaçlılar da bu geleneğe uydular. Tarihçi Hamza Aksüt’e göre; Diyarbakır Bismil’de, Urfa Akçakale’de Güvenç Obası’nın yerleşimleri (kışlakları) oldu.  Ayrıca yine bu bölgelerde Bekdeş Obası’yla iç içe yaşadılar. Boz Ulus’un Anadolu’da ilk yerleşimine bakarsak yine karşımıza Diyarbakır bölgesi çıkar.   

Yaylalarda ilk yerleşim başladıktan sonra, nüfusun çoğalmasına paralel  olarak düzenli bir şekilde gerek kuzeye (sahil) istikametine doğru gerekse batıya doğru hem sahilden hem de Kelkit Vadisi boyunca göç devam etmiştir. Bugün Kelkit Vadisi boyunca (Koyulhisar, Reşadiye, Niksar, Tokat, Çorum) her yerde bizim yöremizden giden insanlara rastlamak mümkündür. Aslında burada Şadı’yı düşünürken Kaynaş ve Doymuş köyleriyle birlikte düşünmek lazım. Dahası; Harşıt ve Kürtün arası olarak ele almak sanırım daha yerinde olur.   

18 yüzyıl sonrasına bakarsak; büyüklerimiz Örende yaşayan ailelerin fazlaca çalıp oynadıklarını, yine bir sis sonrası Ortaköy’de mısırların insan boyuna çıktığını gördüklerini, ve bunlar henüz ekim yapmadığından vs, vs,  (mitolojik bir hikaye ile) bir sabah kalkıp göç ettiklerini söylerler. Göç nedenleri farklı olsa da, göç olgusu doğrudur. Hatta Köse Deresi’nde bir aileden 7 adet beşikli gelinin birlikte gittiği söylenir. Birinci Dünya Savaşı’nda (muhacirlikte) gidenler herkes tarafından bilinmektedir. Göç yolu ağırlıklı olarak Ordu güzergâhından, Niksar, Tokat, Samsun ve Batı Karadeniz yönüdür.

Tepealan yaylasında geçen ZEDEF hikayesinin aynısı Ordu’nun Ulubey ilçesindeki harami köyünde anlatılır. Asarkaya’nın da aynısı oradadır. İkinci örnek Gürgentepe ilçesidir ve oradan Niksar’a gidenler. Niksar Almus arasında bulunan 10 adet köye yörede Kürtünlü diye hitap edilmektedir. Bu köyler;(tesbit edebildiğimiz kadarıyla) Ataköy (Kızıldere), Yeşilçam, Güzelyayla, Geyikgölü, Pelitli, Ayvalı, Sağırlar, Babaköy ve Kızılelma’dır. Yine bu köylerdeki aile isimlerine baktığımızda; Tomi(domi)oğlu, Sağıroğlu, Kürdoğlu, Yetimoğlu, Höbeloğlu, Piroğlu, Ekizoğlu gibi isimler ilk karşımıza çıkanlardır. Bu köylerin hepsi Harşıt Vadisi’nden gittiğini bilmekte ancak sorduğumuz kişiler köy ismi verememektedirler.

Şiran’ın kırıntı köylüleri atalarının Kavraz’dan gittiğini söylemektedirler. 1515 yılındaki tahrir defterlerinde geçen Alahnas Nahiyesi’nin nerede olduğunu bugün bilemiyoruz, ancak şimdiki Kavraz olma olasılığı çok yüksektir. Çünkü Alahnas’a ait bilinen köyler bu gün Tirebolu ve Güce’nin güney kısımlarındadır. Yani Kavraz’ın kuzeyindedir. Bilinmeyen köyler ise bu günkü Kavraz çevresindeki obalar olsa gerek. Bu konuda değerli dostum, Tarih Öğretmeni  Sn. Ahmet ÜNLÜ’nün daha kapsamlı incelemeleri vardır.

Kırıntı köylülerinin anlatımına göre: 1745 yılında Kavraz’da bir isyan çıkar, isyan bastırıldıktan sonra, insanlar yakalanmamak için birtakım yerlere kaçarlar. Kırıntı’lıların dedeleri de Kavraz’dan doğu yönüne gidip Şiran’da bugünkü kırıntı köyünü ormandan açarak  yerleşirler ve adına da Kırıntı derler. Bu konuda detaylı araştırma yapmadık ama ilk bakışta aile isimlerinin aynı olduğunu görüyoruz. Kırıntı’daki bazı aile isimlerinden: Şahvelioğulları, Mola Bekdeşgil, Çakırgil, Ayvazgil, Karabektaşoğulları, Kürtgiller, Pirdaloğulları, Baloğulları, Kösegil, Molla Aligil başta olmak üzere, bir çok aile ismi şuan Çatalağaç’ta ve çevresinde kullanılmakta olup, bir çoğununda adında yer ismi mevcuttur. Detaylı bir araştırmaya girilirse; Orta ve Batı Karadeniz’deki bir çok yörede Çatalağaç’tan veya komşu köylerden giden ailelere rastlamak mümkündür.  

20 yüzyıla kadar mütemadiyen  göç veren Çatalağaç asıl nüfus kaybını birinci dünya savaşında vermiştir. Öyle ki şavaş öncesi 1500 olan köy nüfusu savaş sonrası 100’e düşmüştür. Kuşkusuz bu 100 kişinin de büyük bölümü kadınlar ve çocuklar idi. Sanırım bu nokta da Türkiye Cumhuriyeti’nin bedelinin ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hatırlamamız gerekiyor.

Cumhuriyet’le birlikte köyde yaşamı tekrar başlatan Çatalağaçlılar, Kürtün çevresinden bazı ailelerin de köye yerleşmesiyle birlikte tedrici olarak 1970’li yıllara kadar nüfus olarak çoğalsalar da, eski nüfus yapılarına, ekonomik yapılarına, kısacası eski Şanlı Şadı düzeyine ulaşamamışlardır. Diğer yandan sanayiye paralel olarak başlayan şehirleşme Çatalağaç köyünü de etkilemiş ve bu tarihten sonra yine bir göç dalgası (başta İstanbul) başlamıştır. Tedrici olarak devam eden bu yeni göç dalgası köyün üretim biçimini tamamen değiştirmiş ve varolma nedenini nerede ise ortadan kaldırmıştır. Bugün yalnızca fındık tarımı yapılmakta olup, bu da ekonomik olarak nüfusu korumak için yeterli olamamaktadır.    

Gerek nüfusun çoğalmasıyla, gerekse sair nedenlerden dolayı kuruluşundan bu yana mütemadiyen devam eden göç olgusu Çatalağaç’taki nüfus dalgalanmasının başlıca etkeni olmuştur.  Günümüz koşullarında mevcut mahallelerin yerleşime uygun olmaması ise yakın gelecekte nüfusun azalmaya devam edeceğini  göstermektedir. 19 yüzyılda mahalleler birbirine uzak olsa da, kalabalık ailelere ve yüksek nüfus oranına sahipti. Fakat bugün az sayıdaki nüfusun 5 mahalleye (fiili) dağılmış olması mahalleleri mezra düzeyine indirmiştir.

Toprağa ve hayvancılığa paralel olarak 1970 yıllarına kadar ortalama 5 yada 6  çocuk yapan aileler bu tarihten sonra başlayan düşüşle birlikte bu gün ortalama 2 çocukla yetinmektedirler.

Aşağıdaki tablodaki 1985-2000 yılları arasındaki sayısal nüfus hareketleri resmi kaynaklardan derlenmiştir. Tabloda ki  nüfusun azalma oranı Çatalağaç’ın geleceği açısından dikkatle incelenmelidir.
 

  CİNSİYET Nüfusa Göre Dağılımı
  Erkek Kadın TOPLAM Erkek Kadın
1985 198 293 491 % 40 % 60%
1990 186 235 421 % 44 % 56
2000 143 176 319 % 45 % 55
1985-2000 YILLARI ARASINDAKİ TOPLAM GÖÇ ORANI

35,031